Sağlık Bakanlığı Kanser Araştırma Projesi
İle İlgili Spot Bilgiler

  • Sağlık Bakanlığı Kanser Araştırma Projesi İle İlgili Spot Bilgiler
  • PDF olarak oku

ÇALIŞMAYA DAİR GENEL BİLGİLER

Çalışmanın Adı ve Amacı

Sağlık Bakanlığı’nın 2011-2016 yılları arasında yürüttüğü bir araştırma projesi Ergene ve Dilovası’ndaki kanser vakalarında çevre kirliliğinin rolüne büyük ışık tutuyor.

Araştırma “Kocaeli, Antalya, Tekirdağ, Edirne, Kırklareli İllerinde Çevresel Faktörlerin ve Sağlık Üzerine Etkilerinin Değerlendirilmesi Projesi” başlığını taşıyor.

Araştırmada Ergene Nehri Havzası’nda yer alan Edirne, Kırklareli, Tekirdağ illeri; Dilovası bölgesinin de içinde bulunduğu Kocaeli ve Antalya’da yapıldı.

Edirne, Kırklareli, Tekirdağ, Kocaeli ve Antalya’da yaşayan insanlardan ve yerleşim bölgelerinden alınan binlerce örnekte kanser hastalıklarına neden olan kimyasal maddeler araştırıldı.

Araştırmanın amacı çevresel ortamlardaki kanserojen madde kirliliğinin ne düzeyde olduğunu ve o bölgelerde yaşayan insanların soludukları hava, içtikleri su, yedikleri gıdalarla bünyelerine kansere neden olan kimyasal maddeleri alıp almadıklarını belirlemekti.

Antalya ilinde sanayi faaliyetleri yok. Dolayısıyla Ergene Havzası ve Kocaeli bölgesinde sanayi faaliyetlerinden ve zehirli atıklardan kaynaklanan kanserojen madde kirliliğini sanayinin olmadığı bir bölge ile kıyaslamak amacıyla seçildi.

Kansere Neden Olan Kimyasal Maddeler

Kansere yol açan kimyasal maddeler dış çevrede doğal olarak nadiren bulunur. Genellikle tarımsal ve endüstriyel faaliyetlerden açığa çıkarlar.

Deriyle temas, soluma, yeme ya da içme yoluyla dış çevrede bulunan ve kansere yol açan kimyasal maddeleri bünyemize alırız.
Kansere yol açan kimyasal maddelere maruz kalmak kanser hastalığının en önemli nedeni.

Kansere yol açan etkenlerin çevredeki miktarı, insanların bu etkenlere ne kadar maruz kaldığı ve maruziyetin ne kadar sürdüğüne bağlı olarak kanser hastalığının görülme sıklığı bölgeden bölgeye farklılık gösterebiliyor.

Bir bölgenin toprağı, suyu, havası, gıda ürünleri kansere yol açan kimyasal maddelerle kirletildikçe o bölgede yaşayan insanlar arasında kanser hastalıklarının görülme sıklığının artması kaçınılmazdır.

Kocaeli İli ve Ergene Nehri Havzası gibi yaşam alanlarının kansere neden olan kimyasal maddelerle kirletilmesi ile kanser hastalığının sık görülmesi arasında kuvvetli bir ilişki var.

Edirne, Tekirdağ ve Kırklareli illerinden geçen Ergene Nehri zehirli atıklarla kirletiliyor. Zehirli maddeler sulara ve yetiştirilen gıda ürünlerine de geçiyor. Ergene Nehri Marmara denizine dökülüyor ve taşıdığı zehirler balıklara da geçiyor.

Araştırmada Neler Yapıldı?

Araştırmada toprak, su, gıda, hava, atık su ve Saroz, İzmit ve Antalya körfezindeki deniz suyu, kabuklu deniz canlıları ve balıklarda kansere yol açan kimyasal maddelerin kalıntıları araştırıldı.
Yüksek gerilim hatlarından doğan kanser riski; atık su arıtma tesislerinden deşarj edilen su ve akarsuların dip çamurları da analiz edildi.
Havadaki toz parçacıklarına yapışan ve solunum yoluyla bünyemize aldığımız kanserojen kimyasallar da araştırmalar bile yapıldı.
Analiz edilen su ve gıda örneklerinin sayısı 3000 civarında ve sadece bu örneklerde yapılan toplam analiz sayısı 15 bin.
Araştırma çalışmasında binlerce hanede yapılan anket çalışmaları ile ailelerin soy geçmişlerinde kanser vakalarının görülüp görülmediği belirlendi. Aynı hanelerde yaşayan insanların vücutlarından alınan örneklerde ağır metal ve eser elementlerin bulunup bulunmadığı da analiz edildi. Aynı bölgelerden alınan hava, toprak, yeraltı ve yerüstü suları ve çeşitli gıda örneklerinde kanserojen kimyasal maddelerin ne düzeyde bulunduğu araştırıldı. Çalışmalar 2015 yılı sonu itibariyle bitmişti.
Araştırma sonucunda bütün çalışmalar birlikte değerlendirilerek kanser vakalarının yoğun olduğu bölgelerde kanserojen-kimyasal kirliliğinin de yoğun olup olmadığına bakıldı.

Araştırma projesi çalışma sahasının genişliği ve kapsadığı nüfus (5-10 milyon arası) açısından dünyanın en büyük halk sağlığı çalışmalarından biri.

Çalışmalar 2015 yılı sonu itibariyle büyük oranda bitmişti. Sağlık Bakanlığı milyonlarca insanın sağlığını ilgilendiren araştırmanın son derece kapsamlı ve vahim sonuçlarını kamuoyundan gizlememelidir.

ÇALIŞMA BULGULARI

Gıdalarda Pestisit Kalıntıları

Pestisitler tarımda kullanılan ve kalıntıları toprağa, suya ve gıdalara bulaşan zehirli kimyasal maddelerdir.

Solunan havada, gıdalarda ve sularda bulunabilen pestisit kalıntılarına maruz kalmak insanlarda zaman içinde kanser hastalıklarına yol açabilmektedir.

Hormonal sistem üzerinde bozucu etkisi olan pestisitler son yıllarda akademik çalışmaların odak noktasında yer alıyor. Bebekler ve çocuklar hormonal sistem bozulmalarına en duyarlı kesimi oluşturur.

Araştırmada 1380 gıda örneğinde 332 farklı pestisitin kalıntısı araştırıldı. Hormonal sistem bozucu olarak nitelenen 106 pestisitin tamamı analiz kapsamındaydı.

Kocaeli’nden alınan toplam 283 örneğin % 38’inde, Antalya’dan alınan 572 örneğin %60’ında ve Ergene bölgesinden alınan 463 örneğin % 14’ünde pestisit kalıntısı tespit edildi.

Gıdalarda en çok pestisit kalıntısı çıkan il Antalya oldu.

Pestisit kalıntı analizi yapılan 1318 gıda örneğinin yaklaşık %60’ında pestisit kalıntısı çıkmadı; %40’ında ise en az bir pestisit olmak üzere 73 farklı çeşit pestisit kalıntısı tespit edildi.

Analiz edilen örneklerin %17,3’ünde mevzuatın izin verdiği maksimum kalıntı sınır değerinin (MKL) üzerindeki miktarlarda pestisit kalıntısı saptandı. Tarım ve Orman Bakanlığı ise ülke genelinde yaptığı çalışmalarda bu oranın en fazla %2 ile 3 arasında olduğunu açıklıyordu.

Beş farklı ile yayılan onlarca farklı çeşit gıda ürününün analiz edildiği çalışmanın sonuçları ülke genelinde gıdalarda ciddi bir pestisit kalıntısı sorunu olduğuna işaret ediyor.

Maksimum kalıntı sınır değerlerini aşan ürünlere dair bilgiler aşağıdaki tabloda yer almaktadır.


Gıdaların Yarısı Çok Sayıda Tarım Zehri İçeriyor

Pestisit kalıntılarının incelendiği çalışmada analiz edilen gıda örneklerinin isimlerini ve sayısını gösteren grafik aşağıdadır.

Araştırmada analiz edilen gıda ürünlerinin %51.1’inin birden çok sayıda pestisit kalıntısı içerdiği tespit edildi.


Bir gıda maddesinde hepsi de mevzuattaki sınır değerlerin altında kalan çok sayıda pestisit bulunmasının sağlığı olumsuz etkileyeceği çeşitli akademik yayınlarda vurgulanmaktadır. Bir gıda ürününde kalıntı sınır değerlerini aşan birden fazla sayıda pestisitin daha ciddi bir soruna yol açacağı ise kesindir.

Çalışmada gıda ürünlerinde saptanan pestisitlerin %40’ının hormonal sistem bozucu nitelikte olduğu da belirlendi.

Hormonal sistem bozucu pestisitlerin gıdalardaki kalıntısı mevzuata uygun dahi olsa sağlık sorunlarına yol açabilmektedirler.

Bir kimyasalın miktarı azaldıkça zararlı etkisinin de azalacağı kabul edilir. Oysa hormonal sistem bozucu kimyasalların zararlı etkisi düşük dozlara doğru gidildikçe daha çok artış gösterebiliyor.

Hormonal sistem bozucuların zararlı etkisi yaş küçüldükçe artıyor. Bir bireyin anne karnındayken veya bebeklik safhasında bu maddelere karşı daha duyarlı olduğu ve olumsuz etkilerin daha fazla olacağı da çeşitli yayınlarda belirtiliyor.

Sularda Tarım Zehri Kalıntıları
Analiz edilen örneklerin büyük bir çoğunluğu kaynak suları, doğal olarak oluşan ve bir çıkış noktasından yeryüzüne kendiliğinden çıkan ya da çıkartılan yeraltı sularıdır.
Edirne ve Tekirdağ’dan alınan 2 kaynak suyu örneğinde ülkemizde uzun yıllardır kullanılmayan ve bir kalıcı kirletici olan Aldrin isimli pestisitin kalıntısı belirlendi.
Edirne’den alınan örneklerin 14’ü; Tekirdağ’dan alınan örneklerin 6‘sı; Kırklareli’nden 1 örnek ve Antalya’dan alınan 11 su örneğinde Folpet kalıntısı çıktı. Folpet sulara yaygın olarak bulaşan kanserojen ve hormonal sistem bozucu bir zehirli madde olup olmadığı üzerinde halen tartışmalar olan bir tarım zehridir.

Sularda PAH Bileşikleri Tespit Edildi
Araştırmada 5 ildeki 1440 farklı yerleşim noktasından alınan kaynak ve depo suları da analiz edildi. Bu sularda kansere neden olan PAH bileşikleri ile bazı pestisitlerin kalıntıları araştırıldı.

Polisiklik aromatik hidrokarbonlar (PAH) iki ya da daha fazla benzen halkasına sahip kansere yol açan kimyasal maddelerdir.

Araştırmada kanserojen etkisi daha fazla olan 16 PAH bileşiği araştırıldı. Analiz edilen su örneklerinin 19 tanesinde (%1.3) PAH kalıntıları tespit edildi. İllere göre dağılım aşağıdaki tabloda.

En çok PAH kalıntısı tabloda da görülebileceği gibi Ergene havzasından alınan su örneklerinde çıktı.

Tespit edilen PAH kirliliği çevre kirliliğinin bir göstergesidir.

Ergene Havzasında Üretilen Gıdalarda Arsenik Daha Fazla
Arsenik doğal yollardan ya da kimya ve metal endüstrisi iş kollarından açığa çıkan atık maddeleri ile tarımda kullanılan kimyasal maddelerden sulara bulaşmaktadır.

Arsenikle kirlenmiş sular kullanılarak üretilen gıda maddelerine de arsenik geçmektedir.

Arsenik içeren sular ve gıda maddeleri insanlarda arsenik zehirlenmesine yol açan başlıca kaynakları oluşturur.

Gıda örneklerinde arsenik kalıntılarını belirlemek için yapılan analizlerde Tablo 2’de görülebileceği 24 çeltik, 5 ısırgan otu, 1 karalahana, 2 marul, 8 sarımsak ve 14 yeşil soğan olmak üzere toplam 54 gıda örneğinde (toplamın %3,9’u) arsenik tespit edildi.

Arsenik içerdiği belirlenen 54 gıda örneğinin %85’i Ergene Havzasındaki Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinden alınmıştı.

Avrupa Birliği Gıda Güvenliği Otoritesi Kurumu (EFSA) toprak ve su kaynaklarındaki arsenik kirlenmesine bağlı olarak pirinç, karalahana ve marul gibi bazı gıda ürünlerinin bünyelerinde arsenik biriktirmeye daha çok eğilimli olduğunu belirtmektedir.
Arsenik içeren gıda ürünlerinin Ergene bölgesinde Antalya’ya kıyasla daha fazla çıkması bu bölgedeki toprak ve su kaynaklarında bir arsenik kirlenmesi olduğuna işaret etmektedir.

Sularda Ağır Metal Kirliliği

Sağlık Bakanlığın yürüttüğü çalışmadan elde edilen sonuçlar Ergene havzasındaki ve Kocaeli bölgesindeki kimyasal kirliliği çok net bir şekilde ortaya koymaktadır.

Çalışmada sulara bulaşması muhtemel pek çok ağır metal kalıntısı araştırıldı.

Çalışmada Arsenik, Kurşun, Kadmiyum, Civa gibi ağır metallerin yanısıra; Alüminyum, Antimon, Bakır, Baryum, Berilyum, Bizmut, Çinko, Demir, Gümüş, Kalay, Kobalt, Krom, Manganez, Molibden, Nikel, Selenyum, Sezyum, Stronsiyum, Lityum, Vanadyum ve Talyum elementlerinin kalıntı düzeyleri araştırıldı.

Su Varlıklarımız Tükeniyor

Uluslararası İklim Değişikliği Paneli`nin (IPCC) 3. Tahmin Raporuna göre önümüzdeki yıllarda Ege, Akdeniz ve Güneydoğu Anadolu’yu kapsayan bölgelerde yağışlar %20-50 oranı arasında azalacak.

İklim krizinin doğuracağı su kıtlığı sorununun, sulardaki kimyasal kirlenme sorunuyla birlikte değerlendirilmesi gerekiyor.

Kimyasal maddelerle kirlendiği için içilebilir olma özelliğini yitirmiş bir su varlığını tükenmiş, kullanılamaz bir varlık olarak görmek gerekir.

Ergene Havzası ve Kocaeli’nde Su Kirliliği
Kocaeli bölgesi ve Ergene Havzası yeraltı ve yerüstü sularının kimyasal maddelerle en çok kirletildiği yerlerin başında geliyor.
Ergene nehrine sanayi tesislerinden boşaltılan atıklar nehrin doğal debisinin altı katı.
Ergene havzasında 2000’den fazla sayıda sanayi tesisi var ve bu tesislerin %82’si Tekirdağ, %10’u Kırklareli, %8’i Edirne’de yer alıyor. Suların kirlenmesine neden olan en önemli sektörler tekstil, deri, kimya, gıda ve metal sektörleri.

Sularda Yapılan Çalışmalarda Genel Durum
Ergene Havzası ve Kocaeli ilindeki kirlilik düzeyleri endüstriyel faaliyetlerin çok sınırlı olduğu Antalya İli ile kıyaslanarak mevcut kirliliğin endüstriyel faaliyetlerden açığa çıkan atıklardan kaynaklanıp kaynaklanmadığı anlaşılmaya çalışıldı.

Aşağıdaki grafikte bazı ağır metallerin analiz edilen her 100 su örneğinin kaç tanesinde tespit edildiği görülüyor.



Grafikteki bilgiler Kocaeli’nde ve Ergene havzasında yer alan illerde suların yaygın bir kirlenmeye maruz bırakıldığını söylüyor. Örneğin Antalya ilinden alınan 100 su örneğinin sadece 18’inde alüminyum kalıntısı çıkarken; Kocaeli’nden alınan örneklerde bu değer 56 olarak belirlenmiştir.
Sularda Arsenik Analizi Sonuçları
Aşağıdaki grafik Antalya ilinden alınan su örnekleri ile Ergene Havzasında yer alan Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinden alınan su örneklerindeki Arsenik miktarlarını kıyaslamalı olarak gösteriyor.





Grafikte en solda yer alan mavi renkli kısım Antalya ilinden alınan 569 su örneğinden arsenik tespiti yapılan 20’sini (%3.5) gösteriyor. Grafiğin tam ortasından geçen çizgi 10 mikrogram olarak belirlenen aşılmaması gereken arsenik sınırını gösteriyor.

Antalya ilindeki örneklerden sadece birinde arsenik miktarı maksimum sınır değer olan litrede 10 mikrogramı aşıyor.

Grafikte kırmızı renkle gösterilen kısım ise Ergene havzasında yer alan Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerini gösteriyor.

Ergenedeki 3 ilden alınan 764 su örneğinin 316’sında (%41,4) arsenik tespit edildi ve bu değer Antalya’dan 15 kat fazla. Örneklerden 25’i (%3,3) sınır değeri aşıyor ve bu suların içme suyu olarak kullanılmaması gerekiyor.

En çok arsenik tespit edilen iller Tekirdağ 140 örnek (8’i sınır değer aşımı); Kırklareli 74 örnek (13’ü sınır değer aşımı) ve Edirne 106 örnek (4’ü sınır değer aşımı) olarak belirlendi.

 

Sularda Alüminyum Analizi Sonuçları
Alüminyum sulara yerkabuğundan, arıtma tesislerinde kullanılan alüminyum içeren bileşiklerden ve en çok da endüstriyel atıklardan bulaşıyor.
Dünya Sağlık Örgütü alüminyumu suda sağlık için önem arz eden kimyasallardan biri olarak değerlendirmiş ve sularda bulunabileceği maksimum miktarı litrede 200 mikrogram olarak sınırlandırmıştır.
Aşağıdaki grafikte analiz edilen sularda tespit edilen Alüminyum miktarları gösteriliyor. Turuncu renkli kısım Kocaeli; ortadaki mavi renkli kısım Antalya ve en sağdaki kırmızı renkli kısım Ergene Havzası illerini gösteriyor.





Grafikte en altta yer alan ve başında 200 yazan çizgi aşılmaması gereken sınırı gösteriyor.

Kocaeli ilinde ve gerekse Ergene ilindeki sularda bulunan alüminyum düzeyleri endüstriyel faaliyetlerin çok zayıf olduğu Antalya iline kıyasla çok yüksek.

Ergenede analiz edilen toplam örnek sayısı 764; alüminyum tespiti yapılan örnek sayısı 181 (%24) ve litrede 200 mikrogram olan sınır değeri aşan örnek sayısı ise 29 (%3.8) olarak belirlendi.

Kocaeli ilinde analiz edilen örnek sayısı 106; alüminyum içerdiği tespit edilen su örneği sayısı 49 (%46) ve Dünya Sağlık Örgütü’nün koyduğu sınır değeri aşan örnek sayısı ise 10 (%9,4) olarak tespit edildi.

Her bir analiz örneği bir köy ya da mahalle bazında bir yerleşim noktasından alındı. Dolayısıyla sınır değerin aşıldığı yerlerdeki suların içme suyu olarak kullanılmaması gerekiyor.

Antalya ilinden alınan 569 su örneğinden sadece biri alüminyum için belirtilen sınır değeri aşıyordu ve tespit edilen alüminyum düzeyleri genel olarak çok düşüktü.

Ergene havzasındaki sularda arsenik kirliliği, Kocaeli’nde ise alüminyum kirliliği yüksek çıktı.

Kocaeli ili ve Ergene Havzası illerindeki sularda gözlenen ağır metal kirliliği jeolojik bulaşmalarla açıklanamaz. Tarımsal ama özellikle endüstriyel faaliyetlerden kaynaklanan bir kirliliğin göstergesi olarak görülmeli.

Su Örneklerinde Tespit Edilen Kurşun Kalıntıları
Aşağıdaki grafik Antalya ilinden alınan su örnekleri ile Kocaeli ve Ergene Havzasında yer alan Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinden alınan su örneklerindeki kurşun miktarlarını kıyaslamalı olarak gösteriyor. Grafiği üç ayrı grafiğin üst üste binmiş hali olarak görmeli. Mavi renkli kısım Antalya; turuncu Kocaeli ve kırmızı renkli kısım Ergene Havzası illerini gösteriyor. Grafiğin en altındaki 10 rakamı ile başlayan çizgi 1 litre suda 10 mikrogram olarak belirlenen aşılmaması gereken kurşun sınırını, yani maksimum kalıntı sınırını gösteriyor.





Antalya’dan alınan 569 su örneğinden sadece 12’sinde (%2) kurşun tespit edilirken Kocaeli’nden alınan 106 su örneğinin 17’sinde (%16) ve Ergene havzasında yer alan Edirne, Kırklareli ve Tekirdağ illerinden alınan 764 örneğin 156’sında (%20,4) kurşun tespit edildi.

Antalya ilinden alınan örneklerin hiçbiri kurşun için belirlenen sınır değeri aşmadı. Kocaeli ilinden alınan örneklerin 2’si; Ergene Havzası illerinden alınan örneklerin 4 tanesi sınır değeri aşmıştır. Bu suların içme suyu olarak kesinlikle kullanılmaması gerekiyor.

 

Hangi Yerleşim Yerlerinin Suyu İçilemez Nitelikte
Araştırma çalışmasından elde edilen bilgilere göre arsenik, alüminyum ve kurşun içeren 52 yerleşim bölgesinin suları içilemez nitelikte.

Bu yerleşim yerlerinin neresi olduğu aşağıdaki tabloda belirtilmiştir. Bu bölgelerdeki suların içme suyu olarak kesinlikle kullanılmaması gerekiyor.

Tablo 1. Sularda Yüksek Miktarda Arsenik, Kurşun ve Alüminyum Tespiti Yapılan Yerleşim Bölgeleri

ANTALYA

Döşemealtı Yeşilbayır Termessos 10 Nolu Kuyu

Döşemealtı Yeniköy / Termesos 9 Nolu Kuyu

Kumluca Salur

EDİRNE

Havsa Arpaç Köyü     

Lalapaşa Hanlıyenice

Lalapaşa Çallıdere

Lalapaşa Kalkansöğüt

Lalapaşa Hamzabeyli Köyü

Keşan Beyendik

Merkez Süloğlu Barajı

 

 

KIRKLARELİ

Babaeski Kuledibi Köyü

Babaeski Basri Köyü

Babaeski Alpullu Belediyesi

Babaeski Karamesutlu

Babaeski Tarzan Köyü

Lüleburgaz Karamürsel Köyü

Lüleburgaz Merkez

Lüleburgaz Kayabeyli Köyü

Lüleburgaz Ovacık Köyü

Kofçaz Ahmetler Köyü

Kofçaz Karaabalar Köyü

Merkez Çağlayık

Merkez Geçitağzı Köyü

Merkez Şükrüpaşa Köyü

Kofçoz Ahlatlı

Demirköy Sivriler Köyü

Vize Kışlacık

Vize Balkaya

Vize Kızılağaç Köyü

Kofçaz Beyci Köyü

Vize Kıyıköy

Demirköy Avcılar Köyü

Merkez Karadere Köyü

Vize Hamidiye

Kofçaz Tatlıpınar Köyü

Demirköy Beğendik Köyü

Merkez Dereköy

KOCAELİ

Gebze Mudarlı Köyü / Top Sahası Mevkii 2 Nolu Su Kaynağı

Körfez Dikenli Köyü

Derince Tahtalıköyü/ Hacaköy Mah.

Gölcük Değirmendere

Körfez Dereköy

Derince Kaşıkcı Köyü

Gebze Mudarlı Köyü

Gebze Tepemanayır Köyü

Derince           Terziler Köyü

TEKİRDAĞ

Şarköy Sofuköy Mah.

Çorlu Merkez

Muratlı Balabanlı Mah.

Hayrabolu Köy / Mah.

Malkara          Elmalı Mah.

Şarköy Bulgur Mah.

Malkara Kiremitlik Mah.

 

 



Bakanlık bu yazı dizisine verdiği yanıtta projenin bitmediğini, elde edilen verileri değerlendirme çalışmalarının hala devam ettiğini belirtiyor. Yapılan açıklama inandırıcı değil. Çalışmanın yapıldığı zamandan bu yana üç buçuk yıl geçtiğine göre en azından arsenik, kurşun ve alüminyum miktarlarının sağlığa zarar verecek kadar çok çıktığı bölgelerde hangi önlemlerin alındığını açığa çıkarabilmek için aşağıdaki soruları sorabiliriz.
1) Tablo 1’de belirtilen bölgelerdeki sular içme suyu olarak kullanılmakta mıdır?
2) Bu bölgelerde yaşayan insanlar içme suyu ihtiyaçlarını nasıl karşılamaktadır? Bu suların içilmemesini sağlamak için gereken önlemler alınmış mıdır? Bu sular gıda maddeleri üretiminde kullanılmakta mıdır? 
3) Sularda bulunan arsenik, kurşun ve alüminyumun kaynağı belirlenmiş midir? Bu kirleticilerin sulardaki miktarını azaltmak için hangi çalışmalar yapılmıştır.
Bu yazıda Baryum, Bakır, Molibden, Krom ve Nikel başta olmak üzere ele alınmayan başka kirleticiler de var. Bu kirleticilerin de Ergene Havzası ve Kocaeli’nden alınan su örneklerindeki miktarlarının Antalya’ya kıyasla daha yüksek olduğunu ve daha fazla su örneğinde tespit edildiğini belirtmeliyim. Elde edilen bilgiler hangi mahalde ne düzeyde bir kirlenme olduğuna ve o mahalde bulunan endüstriyel tesislerin çevreye yaydığı kirleticilerle bir ilişki kurmaya imkân sağlıyor.

Araştırmada Başka Nelere Bakıldı

Araştırma çalışmasında sadece gıdalar ve sular yok. Bunlara ek olarak hava kalitesi ölçümleri, atık su ölçümleri, Ergene çayı boyunca alınan ölçümler, toprak, Marmara denizindeki Enez, Saroz ve İzmit körfezindeki balıklar ve deniz suyunda yapılan analiz çalışmaları da var.

Araştırma projesi geniş bir coğrafi bölgede yaşayan en az 5 milyon insanı doğrudan ilgilendiriyor.

Marmara körfezindeki belli bölgelerdeki dip çamurları, körfezdeki kabuklu deniz canlıları ile balıklarda yapılan çalışmalar da dâhil edildiğinde projenin çıktıları İstanbul ilinde yaşayanları da yakından ilgilendirmekte

Türkiye’nin en önemli meyve ve sebze ürünleri üretim bölgesi olan Antalya ili de hesaba katıldığında araştırma projesinin sonuçları ülke genelini yakından ilgilendiriyor.

Neler Yapılabilir Konusunda Bazı Öneriler

Bakanlık araştırma çalışmasına dair elde mevcut veri dosyasının tamamını açıklaması verilerin ilgili kişi ve kurumlarca gözden geçirilebilmesi ve kamusal bir tartışma başlatılabilmesi için bir gerekliliktir.

Hukuku, parlamentoyu, kamu bürokrasisini, akademik kurumları, medyayı felç eden koşullar kamusal tartışmaları mümkün kılacak eylem ve çabalardan kaçınmamıza yol açmamalı.

Bizi birbirimizden sorumlu kılacak kamusal bir dilde ısrar etmenin mutlak bir gereklilik olduğu zamanlar var.

Mücadele etmek için umuda ihtiyacımızın olmadığı zamanlar da var.

Araştırmada sadece su çalışmasından elde edilen bilgiler bile Ergene Havzası ve Kocaeli ilindeki yerleşim bölgelerinde halk sağlığını koruma amaçlı acil bir eylem planı hazırlanarak hızla yürürlüğe konulması gerektiğine dair tartışmalara güçlü bir kanıt sunuyor.

Su kalitesinin korunması için yapılması gereken kontrol ve izleme çalışmalarındaki eksiklikleri bir an önce gidermek gerekiyor.

Su varlıklarını sadece insan için değil doğadaki bütün canlılar için güvence altına alan ve suyu bir meta olarak değil bir varlık olarak tanıyan bir “Su Yasası” çıkarılmalı.

Türkiye’de kentsel atıklar, tarım ve sanayi faaliyetleri sonucu açığa çıkan ve sulara bulaşması muhtemel 259 kimyasal kirletici madde var. Bu kirleticilerin 174 tanesi (%66) için herhangi bir kontrol ve izleme faaliyeti yapılmıyor.
Su kalitesinin korunması konusunda faaliyet gösteren bütün kamu kurumlarını tek bir çatı altında toplamak; kirlilik önleme, kontrol ve izleme çalışmalarındaki dağınıklıkları ve eksiklikleri gidermek gerekiyor.

Kimyasal maddelerle havası, suyu, toprağı ve gıda maddeleri kirlenmiş bölgelerde yaşamanın en çok mağdur ettiği kesim çocuklar.

Kimyasal maddelerle kirletilmiş bölgelerde yaşayan çocuklarda beden gelişiminde, bilişsel yeteneklerde gerileme olduğu, astım, alerjiler ve obezite gibi çeşitli hastalıklara yakalanma sıklığının arttığı çeşitli yayınlarda dile getiriliyor.

Pestisitler ve ağır metaller gibi pek çok zehirli madde hormonal sistem bozucu ve en büyük zararı da çocuklara veriyor. Kimyasal kirlenme meselelerini çözümsüz bırakmak gelecek nesillerden vazgeçmek anlamına geliyor.