Bülent Şık Dava Durum Özeti

Dünya Sağlık Örgütü dünya genelinde kanserden ölümlerin oranı %16 olarak belirtiliyor. Türkiye'de ise her sekiz ölümden birinin nedeni (%13) kanser. Ancak bölgeden bölgeye büyük farklar var; örneğin Tekirdağ, Kırklareli ve Edirne’de yaklaşık her beş ölümden biri; Kocaeli Dilovası bölgesinde (%37) her 3 ölümden ve Antalya ilinde ise her on ölümden birinin nedeni kanser olarak gösteriliyor.

Ülkemizin kanser vakalarının görülme sıklığı bakımından en çok önem arzeden illerinin başında Kocaeli ve Ergene Çayı Havzasının içinde yer aldığı Kırklareli, Edirne ve Tekirdağ illeri geliyor. Antalya ilinin bazı bölgeleri de kanser açısından önem arzediyor. Bu illerde sekiz milyona yakın insan yaşıyor.
Ülkemizde Sağlık Bakanlığı tarafından 2011-2015 yılları arasında Kocaeli, Kırklareli, Edirne, Tekirdağ ve Antalya ilinde kanserojen kimyasalların toprağa, yeraltı ve yerüstü sularına, çeşitli gıdalara ve havaya ne ölçüde karıştığını, insan sağlığı açısından bir risk olup olmadığını belirlemeye yönelik kapsamlı bir halk sağlığı çalışması yapılmıştır. Çalışma Sağlık Bakanlığı tarafından yürütülmüştür. Çalışmada yer alan akademisyenlerden biri de bendim. Araştırmada binlerce gıda ve su örneğinin analizi işini organize ettim. Ayrıca gıdalar ve sularla ilgili araştırma bulgularının değerlendirildiği ekipte görev aldım.

Araştırma çalışmasından elde edilen bulgular Kocaeli ili ve Ergene Çayı havzasında yer alan Kırklareli, Tekirdağ ve Edirne İllerinde insan sağlığına zarar verecek ölçüde çevre kirliliği olduğunu göstermiştir. Çeşitli gıdalarda ve içme suyu olarak kullanılan bazı su kaynaklarında pestisitler, ağır metaller, poliaromatik hidrokarbonlar vb. gibi toksik bileşiklerin yüksek düzeyde kalıntıları tespit edilmiştir. Bazı yerleşim bölgelerindeki suların kurşun, alüminyum, krom ve arsenik kirliliği nedeniyle içilemez durumda olduğu belirlenmiştir.

2016 yılı Ocak ayında üniversitede görev aldığım ya da yürütücüsü olduğum bütün araştırma projelerinden çıkarıldım. Projelerden çıkarılmama 2016 yılı Ocak ayında ülkemizdeki Kürt sorununa devletin barışçı çözüm bulmasını ve yaygın devlet şiddetini durdurmasını talep eden barış bildirisine attığım imza neden olmuştu. Bir barış akademisyeniyim. Barış bildirisine imza atan yüzlerce akademisyen kamu görevinden atıldı. Ben de 2016 yılı sonunda üniversitedeki kamu görevimden atıldım. Atılma sonrası araştırma çalışmaları ile bağım bütünüyle koptu.

Atıldıktan Sağlık Bakanlığı’nın yürüttüğü araştırma çalışmasının akıbetinin ne olduğunu anlamaya çalıştım. Yaptığım bazı görüşmeler sonucunda araştırma sonuçlarının gizli tutulacağı bilgisine ulaştım. Çalışma sonuçlarından elde edilen bulgulara dayalı olarak ara raporlar bile yazılmamıştı. Halk sağlığını korumak için ilgili kamu kurumları uyarılmamış ve herhangi bir önlem de alınmamıştı. Bunun üzerine araştırma çalışmasının elimde mevcut kısımları üzerinde çalışarak sonuçları halka açıklamaya karar verdim.

Araştırma çalışmasının ne zaman başladığını, neler yapıldığını ve çalışmadan ne gibi sonuçların alındığını Cumhuriyet Gazetesinde 2018 yılı Nisan ayında dört gün süren bir yazı dizisi ile açıkladım.

Cumhuriyet gazetesinde 16-17-18-19 Nisan 2018 tarihleri arasında yer alan yazı dizisinin linkleri aşağı sunulmuştur.

1) 16 Nisan 2018 http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/saglik/958617/Turkiye_yi_kanser_eden_urunleri_devlet_gizledi__biz_acikliyoruz__iste_zehir_listesi.html

2) 17 Nisan 2018 http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/saglik/959284/Bakanlik_gizledi__Cumhuriyet_acikliyor__2____Hangi_sebzede_arsenik__hangi_suda_tarim_ilaci_var_.html

3) 17 Nisan 2018 http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/saglik/959879/Suyumuzu_da_zehir_ettiler....html

4) 18 Nisan 2018 http://www.cumhuriyet.com.tr/haber/yazi_dizileri/960489/Bakanligin_gizledigi_aciklama__iste_suyu_icilemez_52_bolge_.html

Yazı dizisinin yayınlanması sonrasında Bakanlık savcılığa suç duyurusunda bulundu. Bana Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “göreve ilişkin sırrın açıklanması”, “yasaklanan bilgileri temin” ve “yasaklanan bilgileri açıklama” suçlamaları yöneltildi. Basın ve medya ile ilgili konulara bakan savcılık bürosunda bana yöneltilen suçlamalara karşı bir ifade verdim. Daha sonra basın savcılığı bir iddianame yazarak ceza davası açılması talebiyle bağlı olduğu mahkemeye gönderdi. Ancak mahkeme iddianameyi basın savcılığına geri gönderdi. Aynı iddianame daha sonra terör suçlarına bakan savcılık bürosuna gönderilmiş. Terör savcılığının iddianameyi gönderdiği başka bir mahkeme de dava açılmasına karar verdi.

Halk sağlığını ilgilendiren konularda yapılan araştırmalardan elde edilen sonuçlar acil önlem alınması gereğine işaret ediyorsa bir akademisyenin araştırma sonuçlarını kamuoyuna açıklaması ve konu ile ilgili kamu kurumlarını önlem almaya çağırması onun asli sorumluluklarından biridir. Toplum sağlığını ilgilendiren, acil önlem alınmasını gerektiren konularda araştırma sonuçlarının gizlenmesi ve halkın bilgi edinme hakkının göz ardı edilmesi kabul edilemez. Böyle bir durumda bir akademisyenin gizlilik anlaşmalarına uymak zorunda olmadığını düşünüyoruz.

Mahkemenin ilk duruşması 7 Şubat Perşembe günü İstanbul Çağlayan Adliyesi’nde 2. Asliye Ceza Mahkemesinde sabah saat 10:45 de görülecek.

Dava sürecinde yapabileceğiniz her türlü destek çalışması yararlı olacaktır. İlginize çok teşekkür ederiz.